SOSYAL KAYGI

Sosyal Kaygı

Sosyal Anksiyete (kaygı), eski adlandırmasıyla sosyal fobi, bir ya da daha fazla sosyal ortamdan ya da durumdan, ya da onların içerisinde belirli davranışları yapmaktan kaçınmaktır. Bu durumların belli başlıları şunlardır;

1)    Yeni insanlarla tanışma,

2)    Tanınmayan kişilerin bulunduğu toplantılara ya da davetlerde bulunma,

3)    Birine bir teklifte bulunma

4)    Topluluk içinde yemek yeme

5)    Umumi tu­valetleri kullanma

6)    Otorite sahibi kişilerle konuşma ve başkalarının fikirlerine karşı çıkma.

Sosyal kaygıya maruz kalan kişiler diğer kişilerin kendileri hakkında olumsuz düşünmelerine neden olacak şekilde davranacaklarından korkarlar. Sosyal ortam ve durumlarda mahcup ya da rezil olmaktan,  belirgin ve sürekli bir şekilde başkaları tarafından olumsuz olarak değerlendirilmekten korkarlar. Başkalarının, kendilerindeki kızarma titreme veya terleme gibi kaygı belirtilerinin farkına varacağından da korkarlar ve böylesine durumlardan uzak durmaya çalışırlar. Uzak duramadıklarında ya da ister istemez kendilerini sosyal ortam ve durumların içerisinde bulduklarında çok kaygılanırlar ve utanç hissederler. Bu durumlarda dikkat çekmemeye, sosyal iletişimden kaçınmaya çalışırlar. Zaman zaman panik atakları geçirebilirler.

Sosyal kaygı utangaçlığın ağır ve işlev bozucu bir türüdür ve kişinin yaşamında sorunlar yaratabilir. Sorunlar, bazen bir sınıfta ya da toplantıda söz alamamak gibi olabileceği gibi, hiç ya da çok az arkadaşa sahip olma, iş, eş, ilişki kurmada zorlanma da olabilir. Sosyal kaygı kişinin hayatta gerçekleştirmek istediklerinin önünde bir engel olabilir.

Kimler Sosyal Kaygılı Olur?

Herkes sosyal ortam ve durumlarda bir nebzeye kadar kaygı yaşar. Bu kaygının şiddeti derecesi kişiden kişiye değişir. Her sekiz kişiden biri yaşamının bir döneminde sosyal kaygı yaşar. Bazı kişilerde sosyal kaygı denebilecek kadar ağır olmayan utangaçlık belirtileri bulunabilir. Sosyal kaygıya, kadınlar erkeklerden iki kat daha fazla maruz kalırlar. Sosyal kaygı sıklıkla ergenliğin ilk yıllarında başlar ama çok daha önce de ortaya çıkabilir.

Sosyal Kaygıya Ne Yol Açar?

Sosyal Kaygının tam nedeni bilinmemektedir. Ama birçok etkenin bu sorunun ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu düşünülmekte­dir.

Genetik etkenler: Sosyal kaygılı kişilerin utangaç ya da sosyal kaygılı yakınları olduğu gözlemlenmiştir. Bu durum genetik bir yatkınlığa işaret edebileceği gibi sosyal öğrenmeye de işaret edebilir.

Geçmiş Yaşantılar: Birçok sosyal kaygılı kişi geçmişte mahcup bir duruma düştüğünü ya da bir şekilde küçük düşürüldüğünü hatırlar. Bu, onlarda aynı şeyin tekrarlanacağı korkusuna yol açar ve bu korku sosyal durumlardan kaçınma davranışına götürebilir. Bu davranışı gösterenler zamanla daha fazla korku duyarlar. Kimileri ise böylesine bir olay yoktur ya da hatırlamazlar.

Kognisyonlar: Sosyal kaygılı kişilerin genellikle sosyal durumlardayken sosyal etkileşim dair yani ne olacağı hakkında olumsuz beklentileri vardır. Bu olumsuz otomatik düşüncelerin yaygın olanları şunlardır;

“Söyleyecek bir şey bulamayacağım",

 " Aptal gibi davranacağım"  

 " Onlar kaygılı olduğumu anlayacaklar"

" Yüzüm kızaracak".

Sosyal kaygılı kişiler aşırı talepkârdırlar ve ulaşılması zor yüksek standartlara sahiptirler. Bunlar; "Hiçbir zaman kaygı duymamalıyım".  ‘’Sevil­mek için güzel ve akıllı olmak zorundayım" veya "Herkesin beni onaylamalı" ifadeleri ile dile gelebilirler. Sosyal kaygılı kişilerin ken­dilerini  "sıkıcı", "tuhaf" veya "farklı" bulurlar.

Sosyal beceri eksikliği: Bazı sosyal kaygılı kişilerin hiçbir zaman sosyal becerileri öğrenme şansları ol­madığından bu durumlarda sorun yaşarlar. Bazıları da her türlü beceriye sahip oldukları halde yaşadıkları yüksek kaygıdan dolayı bunları kullanamazlar.    

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
729 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın