Kişilik ve Kişilik Bozuklukları

Kişilik Nedir?

 Kişilik üzerine teoriler çoğu bilimsel değildir. En yaygın olarak bilenenleri ise bilimsel bir teori bile değillerdir yani teorinin geçerliliği bilimsel olarak incelenemezdir. Kişiliğin çocukluğun erken evrelerinde biçimlediği inancı ise bir zamanlar insanlara hakim olan güneşin dünyanın etrafında döndüğü inancından pek farklı değildir. Bu inanç insanın doğasına ilişkin inançlara dayanır. İnsanın doğasını verili, değişmez bir takım metafizik varsayımlara dayalı bir şey olarak öngörmek ile, insanın doğasını, doğanın doğasının değişimi içerisinde değişen, toplumsal ilişkilerden ve bunların değişimlerimden etkilenen bir şey olarak öngörmek, kişiliğe ilişkin aynı inançlara yol açmaz.

Her “kişilik” tanımı, ister istemez, kişiliği kendi kendisyle tutarlı uyumlu bir yapı, örüntü olarak tanımlamak ve betimlemek zorundadır. Her sabah uyandığımızda kendimiz ne kadar aynı kişi olarak algılamak zorundaysak, bir kişilik tanımı da o derece kendi içinde tutalı olmak zorundadır. Sürekli değişen, kendi içinde tutarsız, kendine benzemeyen, kendini yadsıyan bir yapı, örüntü, kendi kendisinden başka bir şey olacağından bir ve aynı şey olarak kavranılamaz. Tanım, bir örüntüye, belirli ve değişmez biçimlere ve ilişkilere işaret etmek zorundadır. Bu anlamda kendi iç mantığına mahkumdur.

Allport 1937’de 50 farklı kişilik  tanımından sözetmektedir. 1957’de Hofstatter, antik tiyatroda kullanılan maskelerle kişilik arasında benzerlikler kurar;

1) Tiyatroda bu maskeler oyun boyunca değişmez, kişilik de bir ömür sürer.

2) Bu maskeler tiyatroda 12 çeşittir. DSM IV’te 10 çeşittir yani kişilik dediğimiz şey antik tiyotrada olduğu gibi tanı kılavuzlarında da sınırlı sayıdır.

3) Tıpkı tanımlanmış kişiliklerden belirli davranışları bekleyebileceğimiz gibi tiyatroda seyirciler bu maskelerin nasıl davranacaklarını öngörebilirler.

Oysa “kişilik nedir?” sorusunun yanıtında genellikle, bir kişiyi diğerlerinden farklı kılan kendine ait niteliklere vurgu vardır. Bilmem kaç milyar insanda 10-15 çeşit kişilik bozukluğu gözüküyorsa ve eğer her bozukluk normal sayılan bir örüntünün niceliksel olarak farklı bir görüntüsüyse, ya “diğerlerinden farklı kılan” vurgusu komiktir ya da kişilik tanımlarını ve kişilik  bozuklukları sınıflandırmasını insanı kavramak için geliştirilmiş çok kaba bir sınıflandırma olarak anlamak zorundayızdır.

Kimileri “kişilik” derken kast edilen şeyin bireyi başkalarından farklı kılan özellikler olduğunu zanneder. Oysa kişilik bozukluklarının tanı kriterleri binlerce değildir. En karmaşık kişilik envanterleri bile milyonlarca sorudan oluşmaz. Kişilik kuramları ve kişilik bozuklukları tanıları, her biri biricik ve eşi benzeri bulunmaz olan insanların, aynı ve benzer yönlerini öne çıkarır. Tanı kilavuzu kitapları ise bizim kim olduğumuzu söylemez daha ziyade bunlardan hareketle bir tanı almışsak bir takım özelliklerimiz açısından aynı özellikleri bulunan diğerlerine ne kadar benzediğimizi söyler. O olduğumuzu ve onlarla bir ve aynı olduğumuzu değil.

Kişilik Bozukluğu Nedir?

Hepimizin hayat ile ilgili başlıca alanlarda,bir davranma, hareket etme, duygulanma, duyumsama düşünme ve düşleme tarzı vardır. Bu tarz tamı tamına bize özgü ve özgün olamaz çünkü bütün bunları biz. Bizim seçmediğimiz toplumsal bir bütünün içinde geliştiriyoruz, öğreniyoruz, ediniyoruz. Şüphesiz bizi diğerlerinden ayırt eden yanlarımız vardır. Her şeyden önce biyolojik yapımızla biriciğiz. Diğerleriyle benzerliklerimiz ve farklılıklarımız içerisinde hayat ile ilişki kurma biçimine “ kişilik” diyebiliriz çünkü bu hayat ilişki kurma tarzı; kişisel ilişkilerimizi düzenleme, bir şeyleri yapma, bir takım işlere girişme, hayata ilişkin sorunları çözme, giyinme kuşanma, ve benzeri şeylere ilişkin tarzımız günden güne belirli bir tutarlılık ve süreklilik gösterir. Kişilik bozukluğu, bu ilişki kurma tarzının kişi ve çevresi için işlevsiz olmasıdır. Bir kişilik bozukluğuna sahip olmak, benzer durumlarda benzer sorunlar karşısından benzer çözümsüzlükler yada çözümler içinde olmak demektir ve bu bize özgündür.

Bir kişilik, iyinin ve kötünün ötesindedir. İyi olan, kötü olan, gerçekte var olmayan toplumdam topluma kişiden kişiye dönemdem döneme değişen değerler alabilen, toplumsal önyargılara, inançlara dayalı kişiden kişiye değişen şeylerdir. Bilim bize neyin iyi neyin kötü olduğunu söylemez, sadece şeylerin nasıl olduklarını söyler. Kişilik bozuklukları içinde bu böyledir.


Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozukluklarını genel olarak psikolojik rahatsızlıklarla karıştırmak yaygın bir durumdur; her psikolojik rahatsızlık bir kişilik bozukluğu değilidir ve kişilik bozukluğu sadece bir çeşit psikopatolojidir.

Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-IV, Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994) kişilik bozukluklarını, depresyon, anksiyete ve şizofreni gibi bozukluklardan ayırır. Bu farklı bozukluk türlerinin sadece biri bir kişide olabileceği gibi aynı anda bir kaçı da bulunabilir.  

( Bir çok psikoloji öğrencisi psikopatholoji eğitimi sırasında özelliklerini öğrendiği her bir patholojiye kendinde görme eğilimi taşır. Aşağıda yazılanlara bakarak kendinize teşhis koymayınız. :)

Paranoid Kişilik Bozukluğu:

Kilit kavram: Şüphe

Diğerlerinin davranışlarına kötü niyet atfedilir.Sürekli şüphe ve güvensizlik gösterme örüntüsü vardır. Örneğin paranoyak kişilikler ; eşlerinin  sadakatinden şüphelenirler. Afetmezler, unutmazlar.

Her olayda ve durumda kendlerini yönelik tehdidin ne olduğunu anlamaya çalışırlar. Geçerli bir kanıt olmadan, başkalarının kendisini sömürdüğünden, kendisine kötülük yaptığından ya da kendisini aldattığından şüphelenirler. Çevresindekilerin kendisine olan bağlılıklarından ya da güvenilirliklerinden şüphe ederler. Kolay kolay sır vermezler.

Paranoid şizofreni ile karıştırılmamalıdır.

Şizoid Kişilik Bozukluğu:

Kilit Kavram: Mesafe, Uzaklık, Soğukluk

Şizoid kişilikler soğuk ve uzak dururlar, günlük ve başkalarının ilgilendikleri şeylerle ilgilenmezler. Sessiz, uzak, yalnız kalmaya eğilimlidirler. Birinci derece akrabalar dışında kendi kendileriyle yaşarlar. Sınırlı çok az insanı severler. Eleştiri ve övgüye kayıtsızdırlar. Cinsel deneyimler ilgilerini çok çekmez. Yalnız başına şeyler yapmayı severler. Sadece bir kaç etkinlikten zevk alırlar.

Çekingen ve şizotipal kişilik bozukluğu ile karıştırılmamalıdır.

Şizotipal Kişilik Bozukluğu:

Kilit Kavram: Büyü, garip inançlar

Acaip tuhaf ve gariptirler. Geleceği görebilme gibi özel güçleri olduğuna inanabilirler. Diğerlerinden uzak yaşarlar. Büyüsel düşünürler. Alışılmadık algıları vardır, illüzyonlar ve gerçekdışılık hissi gündelik hayatlarının bir parçasıdır. Konuşmaları anlaşılmazdır. Birbiriyle alakasız veya sıradan olayları kendisi için bir işaret olarak algılamaları mümkündür.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu:

Kilit Kavram : Hilekarlık, Kural tanımama

Başkalarının haklarını saymazlar veya kuralları yasaları çiğnerler. Sosyal normlara uyamazlar. Sinsidirler. Dürtüsel, sinirli ve agresif davranırlar, yükümlülüklerini göz ardı ederler.Manipülatör ve hilekardır.  Kendilerinin ve diğerlerinin güvenliğini umursamazlar. Yaptıklarından pişman olmazlar. Vicdan onlar için anlaşılmazdır.

Borderline Kişilik Bozukluğu:

Kilit Kavram: Tahammülsüzlük, İstikrarsızlık

Terk edilmeye tahammüsüzdürler. Gerçek veya hayali bir terk edilmeye maruz kalmamak için aşırı bir çaba gösterirler. Duygularını idare edemezler, duygudurumlarında orta kararı tutturamazlar. İntihar ve kendine zarar verme davranışları gösterebilirler. İşlevsiz ve yoğun bir öfke duyarlar ve öfkelerini kontrol etmekte zorlanırlar. Geçici ve strese bağlı dissosiyatif (veya paranoyak) belirtiler gösterebilirler. Yoğun bir boşluk duygusu yaşarlar. Kimlik ve özdeşlik sorunları yaşarlar. Ilişkilerini ya çok iyi ya çok kötü gördüklerinden insanı ilişkileri süregenlik yoksundur.

Borderline kişilik örüntüsü binbir şekilde adlandırılmıştır . ICD-10’da (International Statistical Classification of Diseases and Related Health Problems- hastalıkların ve sağlık sorunlarının uluslararası sınıflama sistemi) « emosyonel olarak dengesiz kişilik bozukluğu » olarak adlandırılımıştır.

Histrionik kişilik bozukluğu:

Kilit Kavram: İlgi

Abartılı bir derecede dikkat ve ilgi çekecek şekilde davranırlar. Kışkırtıcı (veya cinsel olarak baştan çıkarıcı) davranışlar gösterebilirler. Duyguları abartılıdır, duyguları oynarlar. Fiziksel görünümlerini ilgi toplamak için kullanırlar. İlgi çekmedikleri, onay yada övgü görmedikleri zaman öfkelinirler.

Narsisistik kişilik bozukluğu:

Kilit Kavram: Özel, Üstün

Kendilerinin özel ve üstün olduklarına inanırlar. Her konuda hak sahibi olduklarını sanırlar. Sınırsız başarı, güç, parlaklık, güzellik veya ideal aşkın fantezileri ile yaşarlar. Eleştiriye duyarsız gibi görünebilirler, tahammüşl edemezler. Kibirli, empatiden yoksun ve kişisel ilişkilerinde sömürücüdürler. Çok beğenilmek isterler.

Çekingen Kişilik Bozukluğu:

Kilit Kavram: Utanç

Rededilmeye karşı aşırı duyarlıdırlar. Eleştirilme, onaylanmama ve reddedilme korkusu nedeniyle kişisel ilişkiler kurmaya çekinirler. Beğenileceğinden emin olmadıkça insanlarla iletişime geçmezler. Rezil olmaktan, mahçup düşmektem alaya maruz kalmaktan korkarlar. Sosyal ortamlarda bu düşünceleriyle ugraşırlar. Kendilerini sosyal açıdan beceriksiz, kişisel açıdan diğerlerinden aşağıda görürler. Muhtemel bir  utanç korkusu yeni faaliyetlere girişmelerini engeller.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu:

Kilit Kavram: Güven, Güvence, yetersizlik, çaresizlik

Diğerlerinin ihtiyaçlarına kendi ihtiyaçlarından daha çok önem verirler. Hayatlarının önemli alanlarının sorumluluğunu başkalarına devrederler, özgüvenleri eksiktir ve kısa bir süreden daha fazla yalnız kaldıklarında, gözetilmediklerini düşündüklerinde, çaresizlik ve rahatsızlık duyarlar. Bir karar almaları için güvence gereklidir, başkalarından destek ve ögüt alamazlarsa gündelik işler için kararlar almakta zorlanırlar. Yakın ve güvenilir bir ilişkisiz kalamazlar.

 

Obsesif-kompülsif kişilik bozukluğu:

Kilit Kavram: Mükemmeliyetçilik, Katılık

Yaptıkları işin asıl amacını unutacabilecek bir tarzda ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, düzenleme ayıklama da program yapma ile uğraşırlar. Ayrıntılarla meşgul olmaktan dolayı etkililiklerini kaybederler. Mükemmelliyetçilikten dolayı işlerini sonlandıramazlar. Kendilerini işlerine ve üretkenliğe adamışlardır. Çok az arkadaşları vardır. Kurallara katı bir şekilde uyarlar ve uyulmasında israr ederler. Esnek değillerdir.

 

Yukardaki sözkonusu kişilik bozukluklarını anlatmaya yönelik ifadelerin bir çoğu sadece modalyonun bir yüzüne bakmaktan kaynaklanıyor. Şüphesiz öteki yüzünde sosyal çevreleri, aileleri ve toplumsal koşullar tarafından koşullanmış ve biyolojik yatkınlıklarından dolayı acı çeken insanlar vardır.


Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2733 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın