Pozitif düşünmek ne işe yarar?

İnançlar inatçıdırlar. İnançlarımız tutum ve davranışlarımızın kılavuzudurlar. Kimi zaman körü körüne inanırız. O zaman da tutum ve davranışlarımız pek işe yarar değillerdir. Bize sorun teşkil edebilirler.

İnançlar, entelektüel tartışma, eleştiri sonucu olarak sarsılabilirler ancak nadiren değişirler. İnançlar, yeni inançları teyit eden davranışlarla, yeni yollarda, yeni duygular deneyimleyerek değişebilirler. Kognitif (bilişsel) terapi üzerine yaygın inançlardan biri, onun bize pozitif düşünmeyi aşıladığıdır. Olumlu düşünmek, her derde deva, her sorunun çözümünü içinde barındıran bir efsane olmuştur. Her efsane gibi çarpıtılmış bir şekilde içinde bir nebze gerçeği barındırmaktadır.

Kognitif terapi, olumlu düşünce ile değil, gerçekçi ve esnek düşünce ile ilgilidir. Kognitifçi terapisttin rolü, danışanını olumlu düşünceye alıştırmak değildir.

Düşünceler, gerçekte kognisyonlar (bilişler)önemlidir. Havanda su dövme sanatının gelişkin olduğu kültürlerde kognisyonlar daha da önemlidir. Tek tek insanlar, genelde, kültürel normlara ve inançlara dayanan bir yanlılık ve eğilimlerle akıl yürütürler. Bu kognitif yanlılık ve önyargılar, onların bilgi işleme süreçlerinde, edinmiş oldukları belirli bir düşünme tarzının sultası altında (Adrian Wells’in deyişi ile metakognisyonlara bağlı olarak) işlev görürler.

Bir günde aklımıza yüzlerce görüntü, yüzlerce fikir gelir. Düşünceler, gelirler ve giderler. Bir bölümünün gerçekten farkına bile varmayız. Bir kısmını, bilinçli ya da gayri ihtiyari olarak yani bilinçli, farkında olarak seçmeden, tercih etmeden dikkate alırız. Bu dikkate aldığımız düşünceler arasında olumsuz (negatif) olanların psikolojik sorunların merkezinde bulunduğu ve olumlu (pozitif) düşünerek bunların aşılabileceği illüzyonu, kişisel gelişim kitaplarının yaygınlaştırdığı sözde bilimsel bir gerçektir. Sahte bilim, sağlık piyasasındaki en geçer akçedir.

Olumsuz düşünceler, ister kendimize, ister dünyaya, ister geleceğimize dair olsun kaçınılmaz olarak duygulanım bozukluklarına ya da psikolojik sorunlara yol açmazlar. Her durumda da işlevsiz değillerdir. Örneğin insanların karar verirken ya da bir durumu değerlendirirken, algı, idrak kapasitelerine ve motivasyonlarına bağlı olarak içine düştükleri kognitif yanlılık ve eğilimlerden olan, olumsuzları büyütme ve olumluları küçültme düşünce hatası, bazı koşullarda onların esenliğini sağlayabilir.

Düşüncelerimizin ne olduğu kadar, bu düşüncelerimize ilişkin kendimizi ne dediğimiz, onlarla ne yaptığımız, onları içsel olarak nasıl yaşadığımız, onlara hangi mesafeden baktığımız önemlidir. Psikolojik sorunlar, olumsuz düşüncelerin kendilerinden değil, onlara verdiğimiz tepkilerden kaynaklanır. Bu olumsuz düşünceleri nasıl bir bilgi işlem sürecine maruz bıraktığımız, onları karşı nasıl tepki verdiğimiz olumsuz düşüncelerimizin hayatımızda oynayacağı rolü belirler.

Genel olarak düşünce, eyleme, harekete, devinime yol açmadığı sürece bir iki wattan daha güçsüzdür. Bu güçsüzlük, kendini bilmenin, bir anlamda iç görünün de güçsüzlüğüdür. Senelerce terapiye gittiği halde ‘’çok iç görü’’ kazanmış olmasına rağmen hayatında ve hayata karşı tutumlarında küçük de olsa bir değişiklik yaratamayan, hep aynı çemberin içinde dönüp duran insanların tanıdığı bir güçsüzlüktür bu.

Pozitif düşünmenin, bir tarz olarak, hayatı ve yaşantılarımızı değiştirmek için gerçekten bizi negatif düşünceden daha çok motive edebileceği durumlar vardır ve tam tersine negatif düşüncenin bizi pozitif düşünceden daha çok motive edebileceği durumlar vardır.

Hayatın diyalektiği ya ak ya kara düşüncesinin dışındadır.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
632 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın