
Yas Üzerine Masallar ve Bonanno'nun İtirazı Bowlby'nin kayıp teorisi zarif bir yapıya sahiptir. Bağlanma figürünü kaybeden birey önce protesto eder, ardından umutsuzluğa düşer, sonunda kopar. Kayıp, erken dönem bağlanma modelini yeniden etkinleştirir; çocukluktan taşınan içsel çalışma modeli ne kadar kırılgansa, yas o kadar kronikleşir. Teori tutarlıdır, iç mantığı sağlamdır ve klinik pratiğe çevrilebilir öneriler üretir. Sorun şudur: bunların çoğu doğru değildir. George Bonanno otuz yılı aşkın bir süre boyunca yüzlerce yas yaşayan insanı takip etti. Hayatta kalan eşleri ölümden önce, ölümden hemen sonra, altı ay sonra, on sekiz ay sonra, yıllarca sonra değerlendirdi. Bu veriyle yaptığı şey Bowlby'nin teorisini tartışmak değildi; nesnel verilerin ışığında sınamaktı. Ve bulgular teorinin temel iddialarını birer birer çürüttü. Yasın Bir İş Olmadığı ÜzerineBonanno'nun ilk hedefi Bowlby'nin değil, onun ilham verdiği gelenek oldu: yas çalışması. Bu geleneğe göre kayıptan sağlıklı çıkmak için kaybı derinlemesine işlemek, her anıyı tek tek gözden geçirmek, acıyı bastırmadan yaşamak gerekir. Yas bir iştir ve bu işi yapmayan ya inkâr içindedir ya da gecikmeli bir patlamaya doğru yürümektedir. Bonanno bu iki varsayımı da doğrudan test etti. İlk soru: Yas çalışması iyileştirir mi? Çalışmaların büyük bölümü bunu desteklemiyor; bazıları aksini gösteriyor. Yas odaklı müdahale programlarına katılan bireylerin yaklaşık yüzde otuz sekizi, herhangi bir tedavi almayan kontrol grubuna kıyasla daha kötü duruma düştü. En açık yarar yalnızca kronik yas taşıyanlarda gözlemlendi. Sağlıklı seyreden bireylerde müdahale anlamsız, hatta zaman zaman zararlı çıktı. İkinci soru: Yas yapılmazsa patlar mı? Bonanno bu soruyu doğrudan araştırdı. Beş yıllık boylamsal verisinde gecikmiş yasa dair hiçbir kanıt bulunamadı. Erken dönemde düşük acı düzeyleri sergileyen bireyler ilerleyen aylarda patlama yaşamadı; tam tersine, sağlıklı seyretmeye devam etti. Daha güvenilir bileşik ölçümler kullanıldığında, örüntü daha da netti: gecikmiş yas, istatistiksel bir ölçüm hatası düzeyinin ötesine geçmiyordu. Nörolojik açıdan bakıldığında Freud'un ve onun izinden giden Bowlby geleneğinin reçetesi ters çalışmaktadır. Bir anıyı defalarca düşünmek onu silmez; onu güçlendirir. Nöronal yollar tekrarlanan aktivasyonla pekişir. Kayıpla ilgili her anının tek tek gözden geçirilmesi, en olası sonuç olarak o anıların zihinsel erişilebilirliğini artırır. Bowlby ve Freud'un reçete ettiği süreç, tam da iyileşmeyi kolaylaştırması gereken sürecin tersidir. Yasın Aşamalar Değil Salınım Olduğu ÜzerineBowlby'nin depresyon teorisinin kalbi kayıp–yas zincirinden geçer. Bu zincirin içinde aşamalı bir model yatar: protesto, umutsuzluk, kopuş. Kübler-Ross'un beş aşaması da bu modelden ilham almıştır ve her ikisi de yetişkin yas deneyimini gözlemleyerek değil, başka bir şeyi gözlemleyerek türetilmiştir. Bowlby'nin gözlemlediği, bebeklerle anneleri arasındaki ayrılık tepkileriydi. Kübler-Ross'un gözlemlediği ise ölmekte olan hastaların kendi ölümleriyle yüzleşme süreciydi. Her iki teorisyen de bu gözlemlerden yola çıkarak bir kayıp modeli inşa etti. Bonanno bunu keskin bir biçimde formüle eder: bebeğin annesinden koparılmasına verdiği tepki ile yetişkinin sevdiği birinin ölümünü yaşamasına verdiği tepki aynı şey değildir. Bir kişi henüz hayattayken oradan uzaklaştırılmak ile bir kişinin artık dünyada olmadığını öğrenmek, köklü biçimde farklı olgulardır. Veriler ne gösteriyor? Yas, aşamalar halinde ilerleyen bir çalışma süreci değil; salınım örüntüsü sergiliyor. Yas yaşayan bireyler acı ile rahatlama arasında hızla gidip gelmektedir. Bir an kayıpla yüzleşirler, bir sonraki an gündelik hayata döner, gülerler, planlar yaparlar. Bonanno'nun çalışmasında yas yaşayan bireylerin günlük ruh hali değerlendirmeleri bir elektrokardiyogram gibi görünmektedir: sürekli yukarı ve aşağı, dalgalı bir hat. Bu dalgalanma patolojik değildir; adaptasyonun ta kendisidir. Aşama modeli bu salınımı açıklayamaz. Kübler-Ross arada sırada hastalarda gülüş ve neşe nöbetleri gözlemlediğini yazar, ama bunlar ona göre istisnadır, bir anomalidir. Bunun için ayrı bir aşama yoktur. Neden yoktur? Çünkü teorinin mantığına göre yas sürecinde pozitif duygu ya inkârın belirtisidir ya da aşamanın tamamlanmadığının göstergesidir. Gülüş patolojizedir. Bonanno'nun bulgusu tam tersidir. Erken yas döneminde gerçek kahkaha ve gülümseme sergileyen bireyler — içten, yüz kaslarını gerçekten harekete geçiren Duchenne ifadeleri — ilerleyen iki yıl boyunca daha iyi ruhsal sağlık gösterdi. Gülüş inkâr değildi; beyin esnekliğinin ve adaptif işlevselliğin kanıtıydı. Pozitif duygu yasın içinde doğal olarak var olur; erken dönemde, orta dönemde, geç dönemde. Tek bir aşamaya hapsedilemez çünkü hiç hapsedilmemektedir. Yas Yokluğu Patoloji Değil: Direncin YaygınlığıBowlby'nin 1980 tarihli Kayıp kitabında "uzun süreli bilinçli yas yokluğu"nu düzensiz bir yas biçimi olarak tanımladığını, yas sürecinde pozitif duygu yaşamanın ise savunmacı inkârın tezahürü olduğunu gördük. Bu görüş Bonanno'nun bulguladığı gerçeklikle doğrudan çelişmektedir. Yas uzmanları arasında yapılan bir anket şunu ortaya koyuyordu: uzmanların yüzde altmış beşi yas yokluğunun var olduğuna, genellikle inkâr veya bastırmadan kaynaklandığına ve uzun vadede uyumsuzluğa yol açtığına inanıyordu. Yüzde yetmiş altısı ise bu örüntünün kaçınılmaz olarak gecikmeli yas tepkileri biçiminde yüzeye çıkacağına inanıyordu. Veriler bu inançların tamamını çürüttü. Bonanno'nun ileriye dönük yas çalışması — eşlerini kaybetmeden ortalama üç yıl önce ölçüm yapılan bir örneklem üzerinde — katılımcıların yaklaşık yarısının hem ölümden önce hem de yasın on sekiz ayı boyunca düşük depresyon düzeyleri sergilediğini gösterdi. Bu bireylerin yas öncesi değerlendirmeleri sorunsuzdu: duygusal olarak soğuk ya da mesafeli değillerdi, evliliklerinde zorluklar raporlamıyorlardı, güvensiz bağlanma göstermiyorlardı. Buna karşın yüksek yas direnci ortaya çıktı. Bonanno'nun soruşturduğu şey budur: Bu insanlar bastırıyor mu, inkâr mı ediyor, yoksa gerçekten iyi mi? Veri üçüncü seçeneği gösteriyordu. Dirençli bireyler bile kayıptan sonraki erken dönemde en azından bazı özlem ve duygusal sancılar yaşadıklarını bildirdi; müdahaleci düşünceler ve ruminasyon gözlemlendi. Fark şuydu: bu deneyimler geçiciydi, kalıcı değil; ve diğer alanlarda işlevselliği bozmuyordu. Bowlby'nin teorisi bu insanlar için bir açıklama üretemez. Onlar teorinin varolduğunu bile kabul etmediği bir kategoride yaşıyorlardı. Kayıp–Depresyon Zincirinin Yeniden DeğerlendirilmesiBowlby, Kayıp kitabında depresif bozukluğun kronik yas halleriyle yüksek düzeyde örtüştüğünü, Brown ve Harris'in verilerine dayanarak savunmuştu. Kaybı açısından en savunmasız olanlar, çocukluktan sarsılmış içsel çalışma modelleri taşıyanlardı. Kayıptan depresyona giden yol içsel temsile çarpan bir kayıpla döşeniyordu. Bonanno bu zinciri reddetmez; ama zincirin boyutunu ciddi ölçüde daraltır. Kayıp ile depresyon ilişkisi var mıdır? Evet, ama hem daha zayıf hem de daha karmaşık bir ilişki. Yas yaşayan bireylerin kronik depresyon ve sıkıntı yaşama oranı yüzde on ile yüzde on beş arasındadır. Bunun karşısında düşük sıkıntı sergileyen bireyler tutarlı olarak örneklemin yüzde ellisini ya da daha fazlasını oluşturmaktadır. Kayıp yasayı getirir, yas depresyona kapı aralar — ama bu kapıdan çoğu insan geçmez. Bonanno bunu şöyle formüle eder: Bowlby ve sonrasındaki teorisyenler kronik yas yaşayan bireyleri derinlemesine inceledi ve bu deneyimi sanki herkese ait bir normmuş gibi teorize etti. Hastanelere, terapistlere, kriz merkezlerine başvuran bireyler çalışıldı. Sağlıklı seyreden büyük çoğunluk görünmez kaldı; onlar herhangi bir yere başvurmuyor, veri üretmiyordu. Bu klinik örneklem yanlılığı teorinin temel yapısına işledi. Bonanno'nun katkısı toplum tabanlı ileriye dönük çalışmalar yürütmekti: kayıptan önce başlayan, yıllar boyunca süren takip çalışmaları. Bu tasarım klinik örneklem yanlılığını kırıyordu. Ve böyle yapıldığında tablo kökten değişti. Teorinin Kendi Ürettiği GerçeklikBu eleştirilerin en derinleştiği noktada bir soru belirir: Bowlby'nin teorisi sadece yanlış mıydı, yoksa yanlışlığı etkin bir biçimde yayıyor muydu? Bonanno bu soruyu doğrudan sormaz, ama yanıtına kapı aralar. Yas çalışması fikrinin klinisyenler arasında kabul görmesi, ebeveynlik söylemine girmesi, mahkeme kararlarını etkilemesi ve gündelik dilin bir parçası haline gelmesiyle birlikte, insanlar kayıplarını bu şablonla anlamlandırmaya başladı. Profesyonel yardım almaya giden bireyler — zaten sıkıntılı olanlar — teorinin öngördüğü çerçevede deneyimlerini ifade ettiler. Nötr yas deneyimleri bile soru işaretleriyle karşılandı: "Neden ağlamıyorsunuz? Neden bu kadar iyi görünüyorsunuz? İnkâr mı ediyorsunuz?" Bu sorular zararsız değildi. Bonanno'nun yas danışmanlığı meta-analizleri gösterdi ki, sağlıklı seyreden bireylere yönelik yas odaklı müdahaleler ya etkisizdir ya da zararlıdır. Klinisyenler direnci inkâr olarak okudu; dirençli bireylerin bir kısmı kendi sağlığından şüphe duymaya başladı. Teori, açıkladığını iddia ettiği fenomeni kısmen yarattı. Rutter'ın Açtığı Yolda BonannoRutter, Bowlby'nin teorisini içeriden sorgulayarak başlamıştı. Monotropinin ampirik dayanağının zayıf olduğunu, ayrılığın otomatik olarak bağ kopmasına yol açmadığını, annenin evrensel zorunluluğunun metodolojik bir yanılsama olduğunu gösterdi. Ama Rutter hâlâ bağlanma teorisinin çerçevesi içinde konuşuyordu — teorinin sınırlarını yeniden çiziyordu, ama teorinin alanını terk etmiyordu. Bonanno başka bir noktadan giriş yapar. O bağlanma teorisini sınamaz; yas teorisini sınar. Ve bu sınamada ortaya çıkan şey Bowlby'nin bütün bir kayıp ve depresyon modelini altüst eder: insanlar varsayıldığından çok daha dirençlidir, yas çalışması varsayıldığından çok daha az işe yarar, gecikmiş yas yoktur, pozitif duygu inkâr değildir, ve kronik yas yaygın değil nadir bir sonuçtur. Bowlby'nin teorisi, kayıpla nasıl baş ettiğimiz konusunda büyük bir hikâye anlatıyordu. Hikâye etkileyiciydi. Ama verilere dayanarak söylenecek şey şudur: çoğu insan için bu hikâye, onların gerçekliğine değil, teorisyenin gözlemlediği azınlığın deneyimine aitti. |
|
3 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |